SAKARYA MEYDAN MUHAREBESİ MÜZESİ TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI
Ankara’dan karayoluyla Batı’ya doğru gidenler, Polatlı’yı
geçtikten 10 kilometre sonra yolun solunda, adına yaraşır biçimde Kartaltepe
mevkisinde duran 32 metre yüksekliğindeki Mehmetçik heykelini görür. Sağ elini
kaldırmış ‘dur’ demektedir gelen düşmana! Ama hep bir rotanız vardır, günler
planlanmıştır, alacağınız menzil vardır, hayat da böyle değil mi geçip gitti
yıllar işte böyle. Geçip gittim ama her defasında da aklım burada kaldı,
kendime dahi telaffuz etmediğim bir vicdan muhasebesi içinde idim.
Yürümeye başlayınca o katta sadece tarihteki Türk devletlerini tanıtan haritalar, bilgiler, kılıçlar, insan boyuna yakın, etkileyici biçimde gerçekçi duran kağanların/hanların heykelleri var. Bunlar güzel ama Sakarya Meydan Muharebesi, Başkomutan Mustafa Kemal, komuta kademesi, Mehmetçik, savaş alanları nerede diye geçiyor insanın aklından.
Döner bir yürüyüş yoluyla üst kata çıkıyorsunuz burada da Osmanlı padişah heykelleri karşılıyor sizi. İmparatorluğun gidişatına damgasını vurmuş padişahlar yan yana ayrı ayrı tanıtılıyor. “Fetret Devri” bölümünde oturan padişahın yanı başındaki testi ile betimlenmesi dikkat çekiyor.
Nerede acaba bu milli mücadele, Sakarya Muharebesi diye yine kıvrıla kıvrıla yürüyüp üst kata giderken, ressam imzaları okunmadığı için yeniden üretim olduğu izlenimi veren 3x4 metrelik büyük tabloları duvarda görüyorsunuz. Fraklı Atatürk heykeli ve arkada o meşhur 2. Meclis binasından çıkan heyetin fotoğrafı ile birlikte bir bölüm de burada dikkat çekiyor. Atatürk’ü halkla gösteren çizimler de var duvarda. Ve tabii ki temsili “Yunan mezalimi” ve İzmir’in işgali tablosu da.
Sakarya Meydan Muharebesi katında ise hayal kırıklığı daha da arttı. Çünkü hiçbir görevli ya da sesli anlatım, animasyon, 3 boyutlu gösterim hiçbir şey yok. Sadece ayrılan bir bölümde Büyük Taarruz, küçük bir ekranda yazılı olarak ana hatlarıyla anlatılıyor o kadar. Bir başka bölümde de resim/animasyon canlandırması var, ama 4-5 metre uzaklıktaki 2 metrelik ekran ben orada iken dondu ve takıldı.
Camlı bir alanda ise masa üzerine sadece fişek kovanları, o dönemin üçlü şarjörü, şarapnel parçaları olduğu tahmin edilen metal parçalar hiçbir ayrıntılı tanım kartı olmaksızın örtü üzerine serpilmişti. O dönemin iki üniforma örneği ve iki adet toplu tabanca da cam altında sergileniyordu.
Artık üzüntüye dönüşmüş bir ruh haliyle yürümeye devam ettik ve üst katta sadece 4x9 metre boyutlarında; Sakarya Meydan Muharebesi harekat planlarını, düşman kuvvetlerinin bulunduğu noktaları gösteren topografik kabartmalı bir büyük maket haritayla karşılaştık. Burada da bilgi veren kimse yoktu.
En üst kata “Vizyon Katı” ismi verilmişti ve sadece merdivenle çıkılıyordu, bezgin bir merakla oraya da çıktık. O katın küçük bir salonunda kadınların, çocukların Kurtuluş Savaşında mühimmat taşıması, atölyelerde kasatura yapılması, fişek doldurulmasını gösteren fotoğraflar vardı. Diğer koridorda ise Türksat, Aselsan, Roketsan tanıtımı ile Cumhurbaşkanı, Adalet ve Kalkınma Partisi Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın resmi ve TOGG otomobil maketi ile karşılaştık.
“İstikbal göklerdedir” diyen ve havacılık konusundaki ilk resmi çalışma olan Türk Tayyare Cemiyeti’nin Atatürk’ün emriyle 15 Mart 1925 tarihinde açılması ve 6 ay sonra da Kayseri’de Tayyare ve Motor Türk Anonim Şirketi (TOMTAŞ) ve fabrikasının kurulması Vizyon katında neden yok acaba diye düşündüm. 1969’da Ay’a ilk kez giden ABD’li astronotlar dahi Atatürk’ün vizyoner düşünceleri nedeniyle Dünya’ya dönünce Ekim ayında Anıtkabir’i ziyaret edip Atatürk’e saygılarını sunmadı mı?
Sonuçta bütün gezi boyunca içeride olan 10 kadar vatandaşta da gördüğüm hayal kırıklığını, binadan ayrılırken danışma/güvenlik görevlisine ilettiğimde verdiği “Burası Türk tarihi tanıtım merkezi” yanıtı durumu özetledi aslında.
Milli Mücadele ve hele ki Sakarya Meydan Muharebesi gibi doğrudan kurtuluş ve kuruluşla ilgili konularda kesinlikle bu benzeri tarihi alanlarda müzeler Milli Savunma Bakanlığı sorumluluğunda kurulup, yürütülmeli. Başındaki kişiler asker olmak zorunda değil ama denetim kesinlikle MSB’de olmalı. ‘Yeni Türkiye’de bunun gerçekleşmeyeceğini hepimiz tahmin edebiliriz belki ama doğruyu söylememiz lazım. MSB’ye görev verilmiyorsa müzeciliğin uzmanı olan Kültür ve Turizm Bakanlığı el atmalı buralara.
Hayal kırıklığı yaratan bu “müze”, Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunuyor. Ankara’ya dönünce merak ettim bakanlık web sitesine, genel müdürlük sayfasına baktım. Sakarya Muharebesi Müzesi için bakanlık sitesinde özel bir alan başlığı dahi bulamadım. Google’dan yardım alınca ‘müze’nin 9. Bölge Müdürlüğü içerisinde yer aldığını ancak bulabildim.
Neler yapılabilirdi?
Eleştirileri yazdım, peki öneriler ne olmalı? Öncelikle ana yoldan giriş noktasından itibaren tarihi bir alana girildiği izlenimi verecek düzenlemeler yapılmalı. İlk Türk devletleri ve Osmanlı tarihi ile ilgili sayısız belge, bilgi, materyal, gösterim yapılan yerler İstanbul’da, Ankara’da var zaten. En azından meydan savaşının verildiği noktada bari Kurtuluş Savaşına ağırlık verilmeli. Kabartma harita yerine üç boyutlu gösterim teknikleri, kulaklıkla dinlenen özel anlatımlar, savaş ortamını canlandıran görsel-işitsel destekle; gelen insanlar o büyük mücadeleyi hissetmeli. Tarihçilerin, askerlerin, geçmiş devlet adamlarının Kurtuluş Savaşı’nın en önemli anlarından birisi olan Sakarya Meydan Muharebesini, önemini anlattığı görüntüler dahi yayınlanabilir özel bir bölümde. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurtuluş ve kuruluşuna giden bu savaş ve büyük zafer, farklı kaygılara kurban edilmesin, hak ettiği değer verilsin ve oraya gelen insanlara bu aktarılsın önemli olan tek şey bu.
.jpeg)
Merhaba Mansur.
YanıtlaSilÇok gelip geçtim o yoldan.
Ama bir kere bile müzeye girmedim.
Yazdıkların içler acısı bir sahte tarih anlatısını gösteriyor.
Ne yapılması gerektiğini yazının son paragrafında anlatmışsın.
Teşekkür ederim Mansur.
Ben de yolumu düşürüp göreceğim.